.... 的个人资料yüzeyde hazine aramak ap...照片日志列表 工具 帮助

Windows Media Player

....

职业

yüzeyde hazine aramak aptallık!!!

.......................................
第 1 张,共 2 张
更多相册 (1)
10月6日

.........

 
   ÇIÇEGIN PESINDE 

     Kocam bir mühendisti. Onunla sâkin tabiatını sevdiğim için
     evlenmiştim. Bu sâkin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da
     ısıtırdı…

     Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sâkinlik
     beni yormaya başlamıştı. Eşimin -bir zamanlar çok sevdiğim- bu
     özelliği artık beni huzursuz ediyordu.

     İş ilişkiye gelince oldukça içli, hattâ aşırı hassas bir kadınım.
     Romantik anlara, küçük bir çocuğun şekere düşkünlüğü gibi can
     atıyorum. Oysa kocamın sakinliği, başka bir deyişle vurdum duymazlığı,
     evliliğimize romantizm katmaması beni aşktan almış, uzaklaştırmıştı.

 

    Sonunda kararımı ona da açıkladım: boşanmak istiyordum.
     Şaşkınlıktan gözleri açılarak 'niye?' diye sordu.
     'Gerçekten belli bir sebebi yok' dedim, 'sadece yoruldum.'
     Bütün gece ağzını bıçak açmadı. Düşünüyordu. Bu hâli ise hayal
     kırıklığımı daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyordu: işte,
     sıkıntısını dışarı vurmaktan bile aciz bir adamla evliydim. Ondan ne
     bekleyebilirdim ki!

 

     Sonunda sordu: 'seni caydırmak için ne yapabilirim? '
    Demek ki söyledikleri doğruydu: insanların mizacı asla
     değiştirilemiyordu. Son inanç kırıntılarım da kaybolmuştu.
     'İşte mesele tam da bu' dedim. 'Sorunun cevabını kendin bulup kalbimi
     ikna edebilirsen kararımdan vazgeçebilirim. '
     

     'Diyelim dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir çiçek var. O çiçeği
     benim için koparmak, düşüp vücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına,
     hattâ ölümüne mâl'olacak. Bunu benim için yapar mısın?'
     Yüzümü dikkatle inceledi ve 'Sana bunun cevabını yarın vereceğim' dedi.
     Bu cevapla son ümidim de yok olmuştu.
     
     
    Ertesi sabah uyandığımda evde yoktu. Boş bir süt şişesini mutfak masasının üzerine koymuş, altına da bir not bırakmıştı.
     'Sevgilim' diye başlıyordu,
     'O çiçeği senin için koparmazdım' Kalbim yine kırılmıştı. Okumaya devam ettim.

     'Çünkü her zaman yaptığın gibi bilgisayarın altını üstüne getirip
     çökerttikten sonra monitörün önünde ağladığında, onu tekrar
     düzeltebilmem için ellerime ihtiyacım var.'
     
    'Anahtarları her zaman evde unuttuğunu bildiğimden, senden önce eve
     varabilmem üzere koşmam gerektiğinden bacaklarıma ihtiyacım var.'
     
    'Arabayı kullanmayı çok sevdiğin halde şehirde hep yolu
     kaybettiğinden, yolu gösterebilmem için gözlerime ihtiyacım var.'
      '<Sâdık arkadaşın>ın her ayki ziyaretinde sebep olduğu, karnındaki
     krampları rahatlatabilmem için avuçlarıma ihtiyacım var.'

     'Evde oturmayı sevdiğinden, içe kapanıklığını dağıtmak, can sıkıntını
     hafifletmek üzere sana şakalar yapabilmem, hikâyeler anlatabilmem için
     ağzıma ihtiyacım var.'
     
    'Sabahtan akşama kadar bilgisayara bakmaktan gözlerinin bozulması
     kaçınılmaz olduğundan, yaşlandığımızda tırnaklarını kesebilmem,
     saçlarında -görülmesini istemediğin- beyaz telleri ayıklayabilme merdivenlerden aşağı inerken elini tutabilmem, çiçeklerin renginin -
     gençliğinde senin yüzünün rengi gibi olduğunu söyleyebilmem için
     gözlerime ihtiyacım var.'
     
    'Ama seni benden daha fazla seven biri varsa, evet o uçuruma gidip, o
     çiçeği senin için koparırım bir tanem.'
     
     
    Baktım, mektuptaki yazının mürekkepleri yer yer dağılıyordu.
     Göz yaşlarım mektuba düşüyordu.
     'Mektubu okuduysan ve kalbin ikna olduysa lüften kapıyı aç canım. Çok
     sevdiğin susamlı ekmek ve taze sütle kapıda bekliyorum.' Koşarak kapıyı açtım. Endişeli bir yüzle ve ellerinde sıkıca tuttuğu
     susamlı ekmek ve sütle kapının önündeydi.
     Artık çok iyi biliyordum: beni ondan daha çok kimse sevemezdi. O
     çiçeği uçurumun kenarında bırakmaya karar verdim.

 

     Bu gerçek aşktı.
     
    İlk yıllardaki heyecanlar içinde görmeye alıştığımız aşkın, seneler
     sonra o heyecanlar kaybolup gittiğinde, huzur ve durgunluk içinde de
     hep var olmaya devam ettiğini göremeyebiliyoruz.

 

     Oysa aşk hep vardır. Belki artık heyecansız, belki artık romantik
     değil... Belki sıkıcı, tekdüze, hatta belki yüzsüz... Ama hep oralarda
     bir yerdedir.

     Çiçekler ve romantik dakikalar ilişkinin başlaması için elbette
     gereklidir. Bir zaman sonra bunlar gitse de gerçek aşkın sütunu ebedi
     kalır.

 

     Hayat tam da böyle bir şeydir.

2月22日

koca kafalar

 <img height=0 loop=infinite dynsrc="http://www.uslanmaz.com/videolar/koca_kafalar_buzda_dans_2-65.html" width=0>
11月22日

benim gibi kendini duygusal zennetmeyenlere ve duygusal zannetmediklerinize


Sabah uyandığında midesinde bir yanma hissetti. Yanmanın
nedeni
aksam yedikleri değil, uyanır uyanmaz buğun yapacaklarının
aklına
gelmesiydi.
Bugün  götürmeye çalıştığı bir birlikteliği
bitirecekti.
Aslında bunu yapmakta geç bile kalmıştı.
Bitmeli dedi içinden, her gün bu tatsız uyanış bitmeli.’
Genç
adam bunları düşünürken sürati şekilden sekile giriyordu. Süratle giyinerek dışarı cıktı. Bugüne kadar hiç
bekletmemişti

onu, simdi de bekletmemeliydi.
İstanbul, soğuk ve yağmurlu bir Nisan ayı yasıyordu.
Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi; ’Bulutlar bizim yasayacaklarımızı biliyor. Onlar bile ağlıyor halimize...’

BULUSMA VAKTI vak...

Artik Kadıköy iskelesindeydi.
Birkaç dakikalık beklemeden sonra karsıdan kız arkadaşının geldiğini
gördü.
Simdi midesindeki ağrı daha da artmıştı.
Beşiktaş’a geçtiler.
Yolculuk sırasında hiç
konuşmadılar.
Genç kız, sevgilisinin bu durgunluğuna anlam verememişti. Nereden Bilecekti buğun ayrılık canlarının çalacağını... Beşiktaş’a geldiklerinde bir cefada oturdular.
Genç kız anlamıştı sevgilisinin kendisine bir şey söylemek istediğini.’Bana birsek mi söylemek istiyorsun’ diye sordu.
Genç adam, gözlerini kaçırarak ’Evet’ dedi.
Genç kız heyecanlanmıştı, biraz da sinirlenerek ’Söylesene,
ne
diye bekliyorsun’ dedi.
Genç adam içini çektikten sonra ’Sence biz nereye kadar
gideceğiz?’ diye sordu.
Genç , ’Bunu sorma gereğini niye duydun?’ diye yanıt verdi. Genç adam söze başladı... ’’Birkaç ay önce aksam 23.00
civarında
sana telefon açıp senin için yazdığım şiiri okumak
istemiştim.
Sen bana ’Sırası mı simdi canim yaba, isin gücün yok mu?’ demiştin.
Biliyormuşsun o an nakavt olan bir boksör gibi hissettim
kendimi.
Özür dileyip telefonu kapatmıştım. Daha sonra da bu şiiri
benden
hiç istememiştin.
Geçenlerde hasta olup yataklara düştüğümde
arkadaşlarımla
birlikte sen de gelmiş,
Meralin ’Sen şanslısın, sevgilin sana bakar’sozune ’İsim yok
da
sana mı bakacağım,
annen baksın’ demiştin.
Hatırladın mı?’’
DUYGUSALLIGI SEVMEM...
Genç kız, ’Biliyorsun ben duygusallığı sevmiyorum.
Hem hasta bakici gibi göründüğümü de kimse söyleyemez’ diye yanıtladı.
Genç adam güldü, ’Evet canim haklisin.
Zaten olmak istesen de bu kalbi taşıdığın surece hasta
bakici,
hemşire falan olamazsın.’
Genç adam devam etti...’Bana şimdiye kadar kaç kere sabahın erken saatlerinde güzel sözcüklerden oluşan bir mesaj çektin?
Hiç... Hatta günün hiçbir saatinde çekmedin.
 Duygusallığı sevmeyebilirsin. Ama sen seni seven insanları
da
mutlu etmeyi sevmiyorsun.
Hâlbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanları mutlu etmeyi seviyorum.
Seni tanıdığımdan beri her sabah, her aksam, her gece yani
seni
andığım
her saat tatlı bir mesajım vardı senin için
biliyormuşsun?
Seninle ben AKLA KARA gibiyiz.’ Genç kız anlamıştı, ’Yani ne istiyorsun benden sair olmamı mı?’
Genç adam tekrar gülümsedi içinden.
Dun gece verdiği ayrılık kararının ne kadar doğru olduğunu duşundu.’Hayır’ dedi, ’Sair olmanı istemiyorum. Olamazsın da...
BIZ AYRILMALIYIZ.
Ayrılırsak
ikimiz için de en hayırlısı olacak.’ genç kız
şaşırmıştı,’Neden ama?
Ben seni seviyorum.
Senin de beni sevdiğini sanıyordum.’
Genç adam iç çekerek ’Hayır canim, sen beni sevdiğini sanıyorsun.
Eğer beni sevseydin simdi başka şeyler konuşuyor olurduk’
dedi.
Genç kızın gözleri yaşarmıştı.
Genç adam cebinden çıkarttığı mendili uzattı, genç kız gözyaşlarını silecek’sen bilirsin, umarım beni bir başkası için
bırakmıyorsundur...’
Dedi.
Genç adam ’Nasıl böyle birsek düşünürsün, senden başka kimse olmadı ve uzun zaman da olacağını sanmıyorum’
yanıtını
verdi.
Genç adam ve
genç kız iki sevgili olarak oturdukları masada
Artik iki yabancıydılar.
Birkaç dakika sessizce oturduktan sonra Genç kız, ’Kalkalım istersen’ dedi.
Genç adam ’Ben biraz daha burada kalmak istiyorum, istersen
sen
kalkabilirsin’ diye yanıtladı.
Genç kız ’Tamam o zaman sana mutluluklar dilerim’ diyerek
elini
uzattı.
Genç kızın sesi ve eli titriyordu.
Genç adam, ’İstersen arkadaş kalabiliriz’ dedi ve
birbirlerine

son kez sarıldılar.’BEN DOGRU YAPTIM..."Genç adam doğru yaptığına inanıyordu. Eve döndüğünde
yürümekten
bitap Bir haldeydi.
Odasına girdi. Gece bitmek
bilmiyordu. Sabah erken kalkıp ise
gidecekti, uyumalıydı.
Birkaç saat sonra uykuya dalmayı basardı. Sabah 7’de saatin ziliyle uyandı.
Evden çıkacağı zaman cep telefonuna baktı, mesaj ve 10
cevapsız
arama vardı.
Yorgun olduğu için duymamıştı telefonun sesini. Aramalar ve mesaj
sevgilisindendi.
Heyecanla mesajı açtı, şunlar yazıyordu:
sADECE ONLARI SEVMEYI SEVDIM, HEPSINI ONLARSIZ YASADIM DA,
BIR
SENI SENSIZ YASAYAMIYORUM,
BU ASKI TEK KALPTE TASIYAMIYORUM, SANA YEMIN GUZEL GOZLUM,
BIR
TEK SENI SEVDIM VE SENI SEVEREK OLECEGIM,

ELVEDA
BIRTANEM...
Genç adam şaşırmıştı. Onu tanıdığı günden beri ilk defa şiir alıyordu ve üstelik sabahın besinde yazmıştı.
Heyecanla onu aradı, telefonu Yabancı bir ses açtı.

Genç adam ’’Nalân’la görüşebilir miyim?’’Dedi.
Ama karsısındaki ağlıyordu, hıçkıra hamda...’Ben onun annesiyim yavrum, kızım bu sabah intihar etti.
Gece
sabaha kadar birilerini arayıp durdu.
Sabah odasının ışığını sönmemiş görünce girdim. Yavrum
kendini
asmıştı.’

YIGILIP KALDI...

Genç adam beyninden vurulmuşa dondu. Bir gün önceki mide ağrısının İki katini
çekiyordu simdi. Olduğu yerde yığılıp
kaldı...
Birkaç ay sonra iki doktor konuşuyordu hastanede.
Doktorlardan
biri diğerine karsıdaki hastanın durumunu soruyordu.
Doktor yanıt verdi...’Haag o mu? Uç ay önce getirdiler. Kendisi yüzünden bir kız intihar etmiş. O günden sonra cep telefonunu elinden hiç bırakmamış.
Devamlı bir şeyler yazıp birine yolluyor. Geçenlerde merak ettim. O uyurken gönderdiği numarayı aradım.
Numara 3 ay önce iptal edilmiş. Gelen mesajlarda bir şiir
var.
Bu adam duygusal mı bilmem ama benim anladığım
Kadarıyla
şiiri
yazan çok duygusal
biriymiş...
CEVRENIZDEKI INSANLARIN NE HISSETTIGI YA DA NE
DUSUNDUGUNDEN O
KADAR EMIN OLMAYIN,
BAZEN BIR KALBIN, ICINDE NELER SAKLADIGINI OGRENDIGINIZDE
HERSEY
ICIN COK GEC OLABILIR..."

8月28日

AYDA DANS

 
          
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
            bugün dans etmek istiyorum
                 pembe, mor, eflatun tüllere
         sarınarak Carmina Meo’nun
         iç gıcıklayıcı sesinde...
 
8月2日

( &)

gecmiş gün;
tedavülden kalkmıs bozuk para gibidir
unut gitsin
gelecek;
cek gibidir
karsılıgı cıkmayabilir
bugün;
nakittir
dolu dolu harca gitsin
 
 
7月26日

^^^^

 
 önce camdan bi kafese koydun beni
yagmurum oldun yagdın acımasızca
hicbirsey görmez oldum
hepsine tamam.
ama unuttugun birşey yokmu?
düşünsene senide göremiyorum
 

atesle rüzgar

atesle rüzgarın ilişkisine benzer ask
ates küçükse; rüzgar küllerini bile savurur
geride divit ucuyla yazılmıs
günlüğünden bir kaç sayfa kalır 
ates büyükse; yangınlar sarar yüregini
hiçbirseye degişmezsin
bu yangının serinliğini
ve işte o zaman
yasamak ve ıslanmak aynı seydir